Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı’nın açıkladığı 2025 Kurumlar Vergisi Beyanname Gözetim Programı sonuçları, vergi denetimlerinin geldiği noktayı açıkça ortaya koyuyor.
Program kapsamında 36.015 mükellef gözetim sürecine alındı.
Süreç sonunda;
7.972 mükellefte 21,8 milyar TL kurumlar vergisi matrah artışı,
3.308 mükellefte 23,3 milyar TL zarar azaltımı,
Toplam 9.844 mükellefte yaklaşık 45,1 milyar TL matrah değişikliği tespit edildi.
Bunun yanında;
2.168 mükellefin brüt satış hasılatı toplam 120,8 milyar TL artırıldı.
3.151 mükellefte kanunen kabul edilmeyen gider tutarı 4,5 milyar TL’nin üzerine çıktı.
118 mükellefte ise KDV matrahı düzeltmeleri sonucunda 617,4 milyon TL artış gerçekleşti.
Ancak bana göre bu verilerin en dikkat çekici kısmı rakamlar değil.
Vergi Denetim Kurulu, yaptığı açıklamada; gözetim süreci kapsamında mükelleflerle kurulan iletişim, yapılan açıklamalar ve gönüllü düzeltmeler sayesinde vergi inceleme yükünün %70’in üzerinde azaldığını ifade etti.
Bu, denetim anlayışında önemli bir değişimin göstergesidir.
Bugün vergi idaresinin yaklaşımı, sadece geçmişe dönük hata aramak değil; riskleri önceden tespit ederek mükellefi gönüllü uyuma yönlendirmektir.
Bu yaklaşımın hukuki temeli ise 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 134. maddesidir. Kanun, vergi incelemesinin amacını; ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır şeklinde tanımlar. İncelemenin hangi yöntemle planlanacağı ise idarenin denetim organizasyonu içinde şekillenir.
Nitekim Vergi Denetim Kurulu’nun 2025 Faaliyet Raporu incelendiğinde; VDK-RAS (Risk Analiz Sistemi), veri analitiği, dijital denetim teknikleri, sektör bazlı karşılaştırmalar ve gözetim programlarının denetim stratejisinin temel unsurları hâline geldiği görülmektedir. Aynı raporda, 41 farklı risk başlığı kapsamında yapılan analizler sonucunda 20.483 mükellefin vergi incelemesine sevk edildiği belirtilmektedir.
Buradan çıkarılması gereken sonuç oldukça nettir.
Artık şirketler yalnızca verdikleri beyannameler üzerinden değil; oluşturdukları veri bütünlüğü üzerinden değerlendiriliyor.
Geçici vergi ile yıllık kurumlar vergisi beyannamesi arasındaki uyum, KDV kayıtları ile elektronik belge verileri, mali tabloların kendi içindeki tutarlılığı, sektör ortalamalarından sapmalar, sürekli zarar beyan edilmesi, kanunen kabul edilmeyen giderlerin niteliği ve finansal göstergelerin birbirini destekleyip desteklemediği, risk analizlerinde öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.
Dolayısıyla günümüzde vergi incelemesine hazırlık, inceleme yazısı tebliğ edildiğinde başlamıyor.
Hazırlık; muhasebe kayıtlarının oluşturulduğu, mali tabloların analiz edildiği ve beyannamelerin düzenlendiği aşamada başlıyor.
Mesleğimiz de tam bu noktada farklılaşıyor.
Mali müşavirlik artık yalnızca beyanname hazırlama faaliyeti değildir. Asıl değer; mükellefin finansal verilerini doğru okumak, olası vergisel riskleri önceden tespit etmek ve henüz inceleme süreci başlamadan gerekli önlemleri almaktır.
Çünkü günümüz vergi denetiminde asıl soru, “İncelemeye seçilir miyim?” değil; “Verilerim, risk analizinden sorunsuz geçebilecek kadar tutarlı mı?” sorusudur.
Erdem Danyıldız Mali Müşavir
Kaynaklar
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.134 ve devamı
- Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı 2025 Faaliyet Raporu
- Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı – Beyanname Gözetim Programı 2025 Sonuçları
- Hazine ve Maliye Bakanlığı resmî açıklamaları





